hafta sonu
bu hafta sonu annemlere gittik İzmit'e. Son iki haftadır bakıcımız izinli olduğu için evde çıldırma noktasına gelmiştim. Neredyse depresyona giriverecekken hafta sonunu İzmit'te geçirme fikri aklıma geldi. Şu sıralar yeni bir projeyi şekillendirme aşamasında masasına ve bilgisayara zamklanmış olan Büyük Reisi, "orada seni rahat bırakırım istediğin kadar çalışırsın" sihirli cümlesiyle kolayca ikna ettim.
Cumartesi sabahı, bütün gece memeye takılı olan ve sabah saat 7 sularında uyanan Küçük adam yüzünden ve tabii ki zor geçen iki haftanın etkisiyle 7:30 da hadi yola çıkalım demeye başladım. Sabha karşı 4:15 de uyumuş olan Büyük reis tabii ki nemrutluğunun zirvesindeydi. Bana 1;5 saat müsaade et dedi. Salonda kanepeye yığılıp, televizyonda Küçük adama uygun bir çizgi film bularak, saati güç bela dokuz ettim!
Söylene söylene hazırlanıp, kavga dövüş saat 10 gibi evden çıkabildik. Gecenin yorgunluğu ve sabah çok erken kalkmaktan dolayı, uyuklaya uyuklaya İzmit'e vardık.
Kahvaltı edip bol bol anneanne ve dedeyle zaman geçirdikten sonra, güç bela saat 4 te uyutabildim serseriyi. O kadar yorgunluğa rağmen uykuya yatmamak için resmen savaş veriyor Küçük adam. Büyük reiste babamla birlikte dışarı çıkmıştı. Ben de fırst bu fırsat hemen uyudum. Daha doğrusu yığıldım demek daha doğru olur. Bir ara Küçük adam uyandı, gözümü bile açamadan onu anneme teslim ettim. Uyanabildiğimde saat akşam 8 olmuştu. Dört saat uyumanın muhteşem tadıyla uyandım, kendi hazırlamadığım muhteşem bir akşam yemeğinden sonra televizyonda ne varsa seyrettim. (oryantal star bile...)
Gece uykusundan bir kaç saat sonra uyanıp, yanında mıyım diye kolaçan etmeyi alışkanlık haline getiren Küçük adamın artık diğer odada uyanınca kalkıp yanımıza gelmeyi öğrenmesi çok keyif vericiydi. Şimdilik biraz korkuyor ve "anne" diye sesleniyor ama zamanla korkusu geçecektir sanırım.
Pazar günümü de maksimum tv seyrederek, seyrettiğim şeylerden dolayı giderek salaklaşarak ve hiçbir şeyle ilgilenmeyerek muhteşem geçirdim. İnsan bazen salaklaşmayada ihtiyaç duyarmış meğer :)
Büyük reis bütün pazar günü ve gecesini balkonda, körfez manzarası karşısında çalışarak geçirdi. Küçük adam anneanne ve dedeye doydu. Bende dinlenmeye doydum. Akşam "top model" yarışmasını da seyrederek zirveye vurdum. En son ne bulursam seyrederim abi modunda, "kelebek etkisi" ni seyrettim. Ama film güzeldi doğrusu. Bazen "ah keşke şu zamanda şu olay farklı olsa, ya da şu işi faklı yapsaydım" dediğim çok olur. Bunun belki de ne vahim sonuçları olabileceğini çok güzel anlatmış film.
Bu sabah erkenden kalktım. Hafta sonu o kadar iyi dinlenmişim ki, sabah 7 de Küçük adam uyanmadan ben uyandım! İnanamıyorm, uzun zamandır ilk defa kendi kendime uyanabildim!
Annemin yaptığı tostları alıp hemen yola çıktık. Bakıcımız 9 da geleceği için eve dönüş yolunu tuttuk. Ne yazık ki yolda lastiğimiz patladı. 20 dakika kadar lastik değiştirme molası verdik mecbur. Sonunda eve varabildik. Küçük adamı bakıcısına verip, bilgisayarların başına geçtik.
Hafta sonunun huzuru üzerime çökmüş bir şekilde, güzel bir haftaya başladım...
bu hafta sonu annemlere gittik İzmit'e. Son iki haftadır bakıcımız izinli olduğu için evde çıldırma noktasına gelmiştim. Neredyse depresyona giriverecekken hafta sonunu İzmit'te geçirme fikri aklıma geldi. Şu sıralar yeni bir projeyi şekillendirme aşamasında masasına ve bilgisayara zamklanmış olan Büyük Reisi, "orada seni rahat bırakırım istediğin kadar çalışırsın" sihirli cümlesiyle kolayca ikna ettim.
Cumartesi sabahı, bütün gece memeye takılı olan ve sabah saat 7 sularında uyanan Küçük adam yüzünden ve tabii ki zor geçen iki haftanın etkisiyle 7:30 da hadi yola çıkalım demeye başladım. Sabha karşı 4:15 de uyumuş olan Büyük reis tabii ki nemrutluğunun zirvesindeydi. Bana 1;5 saat müsaade et dedi. Salonda kanepeye yığılıp, televizyonda Küçük adama uygun bir çizgi film bularak, saati güç bela dokuz ettim!
Söylene söylene hazırlanıp, kavga dövüş saat 10 gibi evden çıkabildik. Gecenin yorgunluğu ve sabah çok erken kalkmaktan dolayı, uyuklaya uyuklaya İzmit'e vardık.
Kahvaltı edip bol bol anneanne ve dedeyle zaman geçirdikten sonra, güç bela saat 4 te uyutabildim serseriyi. O kadar yorgunluğa rağmen uykuya yatmamak için resmen savaş veriyor Küçük adam. Büyük reiste babamla birlikte dışarı çıkmıştı. Ben de fırst bu fırsat hemen uyudum. Daha doğrusu yığıldım demek daha doğru olur. Bir ara Küçük adam uyandı, gözümü bile açamadan onu anneme teslim ettim. Uyanabildiğimde saat akşam 8 olmuştu. Dört saat uyumanın muhteşem tadıyla uyandım, kendi hazırlamadığım muhteşem bir akşam yemeğinden sonra televizyonda ne varsa seyrettim. (oryantal star bile...)
Gece uykusundan bir kaç saat sonra uyanıp, yanında mıyım diye kolaçan etmeyi alışkanlık haline getiren Küçük adamın artık diğer odada uyanınca kalkıp yanımıza gelmeyi öğrenmesi çok keyif vericiydi. Şimdilik biraz korkuyor ve "anne" diye sesleniyor ama zamanla korkusu geçecektir sanırım.
Pazar günümü de maksimum tv seyrederek, seyrettiğim şeylerden dolayı giderek salaklaşarak ve hiçbir şeyle ilgilenmeyerek muhteşem geçirdim. İnsan bazen salaklaşmayada ihtiyaç duyarmış meğer :)
Büyük reis bütün pazar günü ve gecesini balkonda, körfez manzarası karşısında çalışarak geçirdi. Küçük adam anneanne ve dedeye doydu. Bende dinlenmeye doydum. Akşam "top model" yarışmasını da seyrederek zirveye vurdum. En son ne bulursam seyrederim abi modunda, "kelebek etkisi" ni seyrettim. Ama film güzeldi doğrusu. Bazen "ah keşke şu zamanda şu olay farklı olsa, ya da şu işi faklı yapsaydım" dediğim çok olur. Bunun belki de ne vahim sonuçları olabileceğini çok güzel anlatmış film.
Bu sabah erkenden kalktım. Hafta sonu o kadar iyi dinlenmişim ki, sabah 7 de Küçük adam uyanmadan ben uyandım! İnanamıyorm, uzun zamandır ilk defa kendi kendime uyanabildim!
Annemin yaptığı tostları alıp hemen yola çıktık. Bakıcımız 9 da geleceği için eve dönüş yolunu tuttuk. Ne yazık ki yolda lastiğimiz patladı. 20 dakika kadar lastik değiştirme molası verdik mecbur. Sonunda eve varabildik. Küçük adamı bakıcısına verip, bilgisayarların başına geçtik.
Hafta sonunun huzuru üzerime çökmüş bir şekilde, güzel bir haftaya başladım...

2 Comments:
Bu erkenci küçük adam kaç yaşındaydı? oğlum 6-7 aylıkken sabah beş buçukta uyanırdı.o sıralarda da annemde kalıyoruz. onu anneme teslim eder, sekize kadar uyur, sonra kalkar çocuğu teslim alır annemi işe yollardım. neyse ki o çok erken kalktığından nöbetleşebiliyorduk.aslında oğlum beş yaşında ve şimdi de yedide kalkıyor. tek fark var artık beni uyandırmadan bir saat kadar oturabiliyor. hafta içi olmasa da hafta sonu bazen sekize dokuza kadar uyuyorum böylece. küçük adamın maceralarını okuyunca aslında oğlumun koca çocuk olduğunu kendi kendine idare edebildiğini fark ettim birden.darısı başınıza...
By
Burcu - Mutfak Camı, at 11:52 ÖS
merhaba burcu,
bizim küçük adam henüz 1,5 yaşında. aslında sabah uykusunu seviyor. genelde 9-10 gibi uyanır. kolay kolay da ayılamaz. biz ailecek sabah ayılamıyoruz. fakat son günlerde bir erken uyanma merakımız oldu. saat 7- 7:30 gibi uyanıyor. bu sabah uykusunu çooook seven anne ve büyük reisin hiç hoşuna gitmiyor ama bir yandan da gece erken uyuyup bana biraz boş zaman vermesi de hoşuma gidiyor.
ben de senin gibi oğlumun büyüyüp, en azından kendine zarar vermeyeceği, balkon camlarını atlamaya çalışmayacağı ve bütün gece kesintisiz uyuyacağı günleri iple çekiyorum.
By
bkaya, at 12:22 ÖÖ
Yorum Gönder
<< Home